Samanyolu TV

•Mart 25, 2009 • 2 Yorum

Evet arkadaşlar, bugün izlemekte hastası olduğu Samanyolu TV hakkında yazı yazacağım. Hepimizin bildiği gibi Samanyolu TV bazılarımıza son derece komik, bazılarımıza son derece üzücü buluyor. Ben ise ilk gruptanım. Neyse, hastası olduğum bir program var Samanyolu’da, Hayat Dersi.

Hayat Dersi, ilk bakışta insanlık dramlarını gözler önüne seren, ardından bu dehşet (!) verici olayların zanlıları stüdyoya getirilip, Salih abimiz (Kendisi kahverengi göz, sarı bıyık ve sarı saç ile karizmatiktir, ama ahiret yakışmaz ona) ahiret ile ilgili dersler verir ve dışarıda bekleyen polislere teslim eder. Böylece halk kahramanı olur, mu? Olayın görünen yüzü bu iken, bir de arkaplana bakalım.

-  Akıl var, mantık var. Stüdyoya getirilen bahtsız insan, stüdyoda ağlamıyor ya.

- Salih abi tek tek seçiyo heralde bu bathsızları, nitekim hepsi ailesinden kazık yiyor. Bi tanımadığı birinden kazık yediğini görmedim.

- Niye ahiret ya, kanun olsun, hapishane olsun, mahkeme olsun ne bileyim. Tutturmuşsunuz ahiret diye.

- Salih abi, bu sorum sana, başka müzik yok mu sizde hep aynı şey çalıyor. Valla acıdım şimdi, gidin müzik bulun parası neyse vereceğim.

İşte böyle, olsun yine güzel programdır. Komedidir. İzleyin, izletin.

Michael Jackson

•Aralık 17, 2008 • Yorum yapın

Bu sefer benim son zamanlarda keşfettiğim bir pop şarkıcısı, acayip güzel müzikleri var. Her ne kadar pop müzikten nefret etsemde, bu şarkıcı ile fikrim değişti. Artık ne hoşuma giderse onu dinliyorum. Neyse, Türk pop müziğini seven insanlarımıza söylüyorum, gelin bu adamı dinleyin, en azından dansını görün adamın… Cidden çok özgün ve doğaçlama bir dansı var, klipler de bile doğaçlama dans ettiğini düşünüyorum. Neyse, bu adamın artısına veya eksisine girmeyeceğim, çünkü çok minik detaylar olur bunlar, onun yerine bir ilk yapıp bu adam ile ilgili halk efsaneleri ile ilgili yazayım:

1) Oksijen çadırında uyuduğu söylenmesi: Bana kalırsa külliyen yalan, bir insan oksijen çadırında uyusa bile dışarıda nasıl gezecek, ama bu konu ile ilgili tıbbi bir bilgim yok ama bana kalırsa mantıksız bir söylem.

2) Zenci olmaktan nefret ettiği için pigment tedavisi uygulayarak beyaz oldu: Bu tamamen yanlış bir düşünce. Michael Jackson’da vitiligo adı verilen ve deri pigmentlerinin renk vermemesi sonucu oluşan bir deri hastalığı vardır. İlk başlarda beyazlaşan bölümleri siyah renk makyajla kapatırken, hastalığın ilerleyen boyutlarında dalmaçyalı gibi gözükmemek için siyah kalan bölgelerini beyazlatmıştır. Ayrıca, kendini hala zenci olarak nitelendirmekte ve bundan gurur duymaktadır.

3) Çocuklara tacizde bulunması: Bence doğru olabilecek bir halk efsanesi (edit: çocuklara taciz etmesi doğru demiyorum, yapıyor olabilir anlamında söyledim), çünkü yanına hiç bir şekilde kadın almaması ve yanında çocuk olması yüzünden bu düşünceye varılabilir. Şayet bir yanda ise şu sözü bulunmaktadır: “I would rather cut my waist than harm a child” Ancak bu sözün yalan olduğunu düşünenler de olabilir.

Bunlarda bu kadar, iyi okumalar

michael-jackson-photograph-c12142637

Google SketchUp

•Aralık 17, 2008 • Yorum yapın

Merhabalar arkadaşlar, bugün ilk olarak bir tasarım programını tanıtacağım. Google’ın artık Microsoft ve Mozilla’dan (ama Firefox’a bayılıyorum, kim bilir Chrome biraz ilerlerse ona geçerim belki) ne kadar iyi bir firma olduğunu biliyorsunuz. Bu programda Google’ın nasıl güzel bir oluşum olduğunu anlıyoruz. Neyse uzatmadan özellliklere geçeyim:

+ Kullanımı acayip kolay bir program elinize alınca içinizdeki mimarı hortlatıyor.

+ Boş vakit eğlencesi

+ İçinizde mimar olmak için bir istek doğuyor

+ 3D Studio Max’a göre çok kolay kullanıma sahip

+ Asla sabit bir sürümde kalmıyor, çok çabuk gelişti.

- Bildiğim kadarıyla bu programla yaptığımız tasarımları .3ds formatına çeviremiyoruz. Bunu da yaparlarsa sadece mimarlık değil, oyun yapımında da kullanılır

Özellikler bu kadar, kesinlikle kullanmanız gereken bir program, “Ben çöpçü olacağım” deseniz bile en azından tecrübe etmelisiniz. Sitesi ve daha fazlası için : sketchup.google.com

Örnek Resim: Tamamen kendi yapımım olan bir ev, evet daha çok çalışmam gerekiyor.

Google Sketch Up Resim

Mozilla Firefox

•Aralık 11, 2008 • Yorum yapın

Benim çok sevdiğim internet tarayıcısıdır kendisi. Yanlış hatırlamıyorsam, ben ilk başta normal Internet Explorer ile başladım tarayıcı macerama, yani epey küçüktüm. O sıralar yüksek performans almak için neler yapmam gerekir bilmiyordum. Sonraları Maxthon’a geçtim (yaklaşık 1-2 yıl olmuştur onu bırakalım. Epey sevmiştim, hiç bırakmayacaktım, ta ki Mozilla Firefox’la tanışana kadar… Daha yeni tanıştım bu güzide tarayıcıyla… Hemen artılarına ve eksilerine geçelim.

Artılar:

- Daha hızlı

- Daha güvenli

- Daha rahat olması zaten performans isteyen kullanıcılar için yeterli bence… Dahası diyenlere:

- Mozilla firmasının ürettiği eklentilerle çok daha çekici ve kişiselleştirilmiş olmasını sağlayabilirsiniz.

Eksiler:

- Internet Explorer ve Google Chrome’a göre epey uzun süren açılış bölümü (45 sn yaklaşık)

Bunun dışında ben hiç bir eksiğini göremiyor. Mozilla’ya bize böyle bir explorer verdikleri için teşekkürler…

Not: Mozilla Firefox tarayıcısını indirmek için www.mozilla.com adresine uğrayın.

YouTube’a Nasıl Girilir?

•Aralık 11, 2008 • Yorum yapın

Bir kaç gün önce yazdığım, Türkiye’deki internet sitelerini engelleme hobisini (!) kötüleyen yazımın üzerine düşündüm ki, en azından nasıl girileceğini göstereyim de artık herkes girebilsin YouTube’a…

Adım adım anlatıyorum, basitçe anlatmayı deneyeceğim.

Yol: Ninjacloak denilen proxy sitesiyle girmek:

1. Adım: www.ninjaproxy.com ya da www.ninjacloak.com adresli internet sitesine giriyoruz. İkisi de aynı şey, hangisine girdiğiniz fark etmiyor.

2. Adım: Sayfayı biraz aşağı indiriyoruz.

3. Adım: Orada bulunan boşluğa www.youtube.com yazıp GO tuşuna basıyoruz.

4. Adım: Biraz bekledikten sonra YouTube sitesi ekrana geliyor.

Not: YouTube sitesinin bu site üzerinden yüklenmesi biraz uzun sürebilir. Biraz sabırlı olursanız, YouTube sitesine girebilirsiniz.

Evet, gördüğünüz üzere gayet basit, hepinizin yapabileceğini düşünüyorum.

eRepublik

•Aralık 11, 2008 • Yorum yapın

Merhabalar arkadaşlar, uzun zamandır bir oyunu tanıtmıyordum sizlere. Bugün eRepublik isimli oyunumuza bakacağız. Bilmem aranızda hiç Popomundo oynayan olmuşmudur ama oynayanlar bilir, Popomundo sadece müzik grubu kuranlara ödül veren ve onların yararına işler yapan bir sistem. Aslında oyunun sanal yaşam oyunu olmak gibi bir kaygısı yok… Neyse oyunumuza dönelim. eRepublik’te insanlar, istedikleri ülkenin vatandaşı olabiliyor, politik işlere girebiliyor, savaş yapıldığı zaman gönüllü olabiliyor ve günlük yapması gereken işleri bu oyunda yapabiliyor. Mesela benim karakterim, şu sıralar bir silah fabrikasında çalışıyor, çünkü benim bulduğum ülke, yani Türkiye, savaş eşiğinde, bu nedenle karakterimi şu an bir silah fabrikasında çalıştırıyorum. Onun dışında biraz tecrübelendikten (yani oyun içinde bazı işleri gerçekleştirdiğimde), politik bir partiye katılmayı düşünüyorum, ki böylece yapılan meclis önermelerinde görüşlerimi belirtebileceğim. Ayrıca isteklerim arasında bir gazete de kurmak var. Ancak gazetenin parası epey tuzlu, 3 altın (1 altın = 137 YTL)… Bu paraları internetten gerçek miktarda yükleyebileceğiniz gibi (10 altın = 10 euro), sanal ortamda çalışarak paranızı çıkartmaya çalışabilirsiniz. Kendi gazeteniz yerine başka gazetelerde yazılan haberleri okuyabilirsiniz, ki bu anlamda gerçekten sanal bir rekabet var. Sürekli yeni haberler, mesela şu sıralar Pakistan ile İran arasında savaş var, bu savaşın yorumları ve nedenleri yazılmıştı bir gazetede, bir başka gazetede ise savaş anında neler yapmamız gerektiği yazlımıştı. İşte oyun böyle bir gerçekçilik içeriyor.

Demek istediğim, buraya kayıt olan her insanın bir amacı var oluyor birden… Aman ne gerek var demeyin, çok şey kaçırırsınız…

Not: eRepublik oyunun sayfası için : www.erepublik.com

Not: Oyundaki adım OngunToglu, bana arkadaşlık isteği atmanız yeterli, elimden geldiği kadar yardım ederim.

A.R.O.G

•Aralık 10, 2008 • Yorum yapın

En  çok beklediğim filmlerden birisi… Bugün izleme fırsatını buldum ve inanılmaz eğlendim. Ne yorumlara bakın, ne Sinemalar sitesine bakın, ne de IMDb sayfasına bakın. Ben ince espirileri anlarım diyorsanız koşa koşa gidin… Hemen filmle ilgili bir kaç düşünceme geçeyim

1- Yanınızda yaşça çok küçük biri varsa, gitmenizi tavsiye etmem. Her ne kadar Recep İvedik kadar küfürle güldürme olayın olmasa bile, bazı sahnelerde sakıncalı içerik bulunabilir. Tabii ki bu durum kişiden kişiye göre değişir.

2- Espriler kendini çok nadir öne çıkarıyor. Yani “Ben buradayım, gülün bana” gibisinden bir durum yok. Ortalama bir dikkatla çok keyifli dakikalar geçirebilirsiniz. Bazı noktalarda arkaplana dikkat önemi de artıyor. Sahnelerde genelde Arif’in komiklikleri oluyor, mimikler vesayre… Dikkat edin.

3- Recep İvedik’e gidip gülmekten karnınıza ağrılar girmişse, bu film sizi gülmekten öldürür. Zira Recep İvedik filminin hiç bir özelliği yok. Ama küfür edilmesine gülerim ve sinemada insan yerine ayı kılıklı birini görmekten rahatsız olmam diyorsanız o sizin tercihiniz… (Şahan Gökbakar’a lafım yok, çok iyi bir komedyen ancak Recep İvedik hiç güzel bir tipleme değil)

Şimdilik görüşlerim bunlar. Filme giderseniz çok mükemmel dakikalar geçirmiş olursunuz. Benim verdiğim gazla gitmeyin, beğenmezseniz bana hiç bir şey söylemeyin. Ama beğenirsiniz, neden beğenmeyesiniz:)…

Evde Tadilat Bölüm 4

•Aralık 7, 2008 • Yorum yapın

Evde tadilat gayet güzel gidiyor, sonunda bilgisayarıma kavuştum. Çok mutluyum, artık bilgisayar oynayabileceğim. Neyse ben biraz oyun oynayayım…

Not: Eğer böyle giderse Evde Tadilat isimli bir seri ortaya çıkacak :)

İnternet ve Türkiye

•Aralık 7, 2008 • Yorum yapın

Farkında mısınız bilmiyorum, ama Türkiye’deki düşünce özgürlüğü gittikçe yok olmaya başladı. Bizim düşüncelerimizin tek doğrultuda şekillenmesi isteniyor. Bu sebeple ki YouTube, WordPress (bir aralar yasaklanmıştı, ayrıca bir blog sitesinin düşünce şekillenmeye ne etkisi olabilir onu merak ediyorum) Blogger ve benzeri bir çok site gerekçe belirtilmeden yasaklandı.  Bizim özgürlüğümüz elimizden alındı. Bunu yapmaya ne hakları olabilir onu  merak ediyorum.

Ayrıca YouTube videolarının kimsenin hayatını şekillendirebileceğini zannetmiyor. Kim Türk olmayan birinin koyduğu Atatürk hakkında yalan yanlış bilgilere inanır, kim Atatürk’ü YouTube videoları yüzünden suçlamaya başlar. Ayrıca, bu siteleri kapatmakla bizim de cevap hakkımız elimizden alınıyor. Kaçtıkça üzerimize gelecekler, halbuki siteyi açık bıraksalar, cevap hakkımızı kullansak ne güzel olurdu.

Sırf bu yüzden internet sitelerinin kapatılmasından şikayetçiyim. Sizi aşağıdaki ankete davet ediyorum, lütfen objektif olarak doldurunuz.

Oyungezer

•Aralık 7, 2008 • Yorum yapın

En sevdiğim oyun dergisi… Okuyucusuna saygılı, ayrıca aldığı haberler konusunda asla yanlış bilgi vermeyen, mükemmel bir dergi. Eğer oyun dergisi almayı düşünüyorsanız, Level dergisi yerine, Level dergisinden ayrılan kaliteli yazarların kurduğu Oyungezer dergisini alın. Unutmayın ki, Level dergisinin şimdiki şöhretinin kaynağı bugünkü yazarları değil, eskiden Level’da yazan yazarlardır. (Yazdıktan sonra şöyle bir baktım da buram buram reklam kokuyor, ama amacım reklam yapmak değildi, sadece Türkler’in şu Level dergisine gereksiz bağlılığından şikayetçiyim, ben Oyungezer okuyorum deyince bildiği bütün küfürleri saymasından şikayetçiyim…)

 
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.